27 Mart 2012 Salı

kimsin sen arkadaşım

tamda üzerine yürürken bir insanın en çok kullandığım tümcelerden biri. kalanlarında genelde ailevi sohbetler onun dışında anlam içeren ve gerçek anlamda ifadesi bulunan tek gerçekçi cümlem.

kavga etmeye çok da meraklı değilim aslında. arada bir kendimi tut(a)mayıp çığırtkanlığımın ötesinde bir yerlere ilerleyip, cidden tekme tokat girişesim geldiği anların toplamına dikkat ettimde en çok bu tümce beni benden alıyor. aslında mesaj içerikli de değil direk anlamda ifadesi olan bir timce ama nedense kimse s.klemiyor anlamını. belki de görmezden geliyorlar bilmiyorum ama sonuç olarak amaca hizmet etmiyor.

herkes benim için önemli olduğunu sanıyor hatta bazen ileri gidiyor hatta ki kimileri var ki beni benden alıyor. kendini gözümde lüzumsuz düzeyde önemli olarak algılayıp bir de utanmadan hayatım hakkında hüküm veriyor. dert tasa değil insanların ardımdan konuşması ta ki gözümün içine bakıp bana yapmak zorunda olduklarımı sıralayana kadar. oysa hep söyledim. bıkmadan ve usanmadan ki hatta ki vazgeçmeden. hiçbir b.k yemek zorunda değilim. istemediğim sürece ki tam da şimdiki halimizin özetine geliyor hiçbir halt yapmam ki bunun tersi için elinden bir şey gelmez.

lafı daha fazla uzatmadan. demem o dur ki, kimsin sen arkadaşım ifadesi altı üstü sadece arkadaş olduğumuzu ifade eder ki arkadaşlık dediğin birbirini tanımanın biraz ilerisinde göbekten sağ tarafta kalıyor. pazar yerine bile varmadan köşede. bil ki zaten hali hazırda ilerlediğin yol bana ulaşmıyor.

hadi kalın sağlıcakla.

23 Mart 2012 Cuma

zaman dediğin bir tutam börek

adını sanını unuttuğum blogu bana hatırlatan google amcadan allah razı olsun ki yazacak hiç bir haltımın kalmadığını yüzüme vurması beni gereksiz mutlu etti. sosyal paylaşım siteleri beni benden ala ala bitiremedi. hepsinin bir sürü güzel özelliği var. yok efendim rss bağlamalar yok efendim senkronize etmeler falan. yolda osursan telefondan sesi alıp kesin bi yerde paylaşacak korkusundan birer birer kapatıp eski günlere döneyim dedim. hani tee bi zaman sırf ilkokul arkadaşlarını bulacaz diye (ki ne boka yaradı hiç bilmiyorum) kendimizi kaybettiğimiz internet alemi.

tamam hadi çok da bok atmayayım eğlenceliydi başta. ne biliyim millet kurdelasını çıkarmış, artık yerli malı haftasını kutlamıyor falan görünce sevindimdi. en azından büyüdüğünü eşşek kadar olduğunu kabul etmek zorunda bırakılanın ben olmadığıma sevinmedim değil hani.

teee milenyum öncesi arkadaşlarla sohbet, muhabbet fena değil de bi süre sonra ayıldım ki "ulan benim bu kadar çok paylaşacak bişeyim yok". iki kelam yazacak kadar da yok. 140 karakterin hakkını vermeyi bırak öylece yazamıyorum bile. sanki dandirikten bişey yazsam malın biri çıkıp "olum sen kurdeleyi de çıkarmayaymışın iyimişti" derse kaldıramam. zaten çocukluğum ergenliğimden zor geçti bi de şimdi tam hepsini atlatıyorum derken karşıma çıkarsa böyle fena.

amma velakin arada bir de olsa klavyenin tuşlarını torrentlerde dolanıp dizi aramaktan başka sebeplerle de kullanmak gerekliliği hissediyorum.

saygılarımı sunarım.